Yine aynı zihniyet “Mobbing”

Yine aynı zihniyet "Mobbing"

Yine aynı zihniyet “Mobbing”

Mobbing (Psikolojik Taciz) Nedir?

İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlamıştır. “İşyerinde psikolojik taciz” kavramı uluslararası literatürde yaygın kullanım şekli olan “mobbing” kelimesi ile ifade edilmiştir. Mobbing; Mevcut gücün ya da pozisyonun kötüye kullanılarak; sistematik olarak psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, aşağılama, tehdit vb. şekillerde ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlaması ile sonuçlandırılmaya çalışılan duygusal bir saldırıdır. Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı olmaksızın kişiyi iş yaşamından dışlamak amacı ile kasıtlı olarak yapılır.  Mobbing uygulayan kişiye “tacizci”, mobbinge maruz kalan kişiye ise “mağdur” denir. Bir sonraki aşamada da mağdur, sorunun kaynağı, problemli ya da akıl hastası olarak damgalanmaktadır. Zaman zaman saldırganlığa tacizcinin dışında yönetim veya iş arkadaşları da katılabilmektedir. Genellikle bireyin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik saldırgan bir ortam oluşturulmakta ve sistematik olarak baskı yaratılıp işten ayrılması sağlanmaktadır.

Mobbingi kısaca açıklamaya çalıştık. Şimdi gelelim Adalar Belediyesinin eski ve yeni dönemlerinde memurlara karşı başlatılan ve Adalar Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun MOBBİNG’ten yargılandığı Adalar Belediyesi Yeni Başkanı Atilla Aytaç’ında bu gidişle aynı suçtan yargılanabileceği MOBBİNG nasıl mı yapılıyor. “

Adalar Belediye Başkanı Atilla Aytaç basına sızdığını iddia ettiği evraklardan dolayı (çoğu gazetemizde yayınlanan) “ Belediyeye ihanet eden hainler var diyerek bunları mutlaka bulup cezalarını vereceğim, göstereceğim onlara hanyayı konyayı , Adaları dar edeceğim” diyerek memurlar arasında soruşturmalar yapıp ifadeler aldığını, birim müdürlerinden sorumlulukları altındaki personellerin bu sızdırmaları kimlerin yapabileceği hakkında toplantılar yaptığını, kendine bağlı olduğunu düşündüğü memurlardan uyanık olmalarını istediğini, belediye içinde WC’ye giderken bile kapılarını kilitleyip gitmelerini diğer personellerinde kapılarının devamlı kapalı kalmasının talimatını verdiğini ve belediyeye gelen işaretledikleri adamların takip edilmesini, kimlerle konuşuyorlarsa konuştukları memurların derhal sorgulamalarının yapılmasını, ne konuştuklarını duyan memurlar varsa onlarla da ayrı konuşup çapraz sorguya aldıkları iddia edilmektedir. 

Tabi bir belediye başkanının GİZLİLİK NİTELİĞİ OLAN EVRAKLARIN basında aleni yayınlanmamasını istemesi normaldir ve sızdıranları bulması içinde yaptığı çabalara diyecek lafımız olamaz. Ancak görevimiz gereği kanunsuzlukları, hukuksuzlukları kamuoyunu aydınlatmak için zaman zaman gazetemizde sizlerle paylaştığımız evraklar söz konusu ise o vakit sayın yöneticilere diyecek çok lafımız olur. Gizli evrakların üstüne gizli ibaresi yazılır. Örneğin ihale evrakları vs. Ancak gazeteniz gizli de olsa bir yolsuzluk varsa bu evrakları da yayınlayacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Chp Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu Manisa’da ve diğer illerde yerel seçimlerden önce “şeffaf arınmış yurttaşıyla iç içe olan belediyecilik anlayışı vaat ediyoruz” demekteydi. Bu vaat ettiği şeffaf Belediyecilik aslında olması gereken belediyecilikti. Ama maalesef uygulamak nedense çoğu Belediye Başkanının işine gelmediği için şimdilerde bir meziyet oldu. Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinde bir meziyetmiş ,ayrıcalıklı bir şeymiş gibi bol bol yer aldı ve ama görünen o ki bu söylem de meydanlarda kaldı. 

Ancak Belediyeler, 5393 S.K göre Tahmini Bütçe, Meclis Denetim Raporu, Kesin Hesap, Faaliyet Raporu gibi belgeler için İlçelerindeki Kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır. Kamuya açık ilan panolarında veya broşürler bastırarak faaliyetlerini, denetim raporlarını, bütçelerini, kesin hesaplarını açıklamayan Adalar Belediyesini defalarca bu köşelerden uyarmamıza rağmen bu raporları yayınlamamakta direnmişlerdir. Anlamadığımız konu niye kamuoyunu  bilgilendirmekten kaçınmalarıdır. Mali yönden bir önceki Belediye dönemi  ile şimdiki yeni dönem arasındaki olumlu farkları da yine gazeteniz olarak biz kıyaslamış ve yeni dönemini esnaf ve Adalıların cebinden para toplama başarısından dolayı kutlamıştık. Her ne kadar Dr. Mustafa Farsakoğlu dönemi çok yönden başarılı olmasa da her yıl bütçeden kesin hesaba ve faaliyet raporundan Meclis Denetim raporlarına hatta dönemleri içerisinde belediyede inceleme yapan müfettiş raporlarına kadar olan belge ve raporlarını ŞEFFAFLIK ilkesi içerisinde iki ayda bir belediye tarafından çıkarılan çıkan ADA dergisinde çekinmeden yayınlıyor ve kamuoyunu bilgilendiriyordu. Farsakoğlu, göreve ilk başladığında tüm Adalar’da reklam panolarına o güne kadar olan eşi dahil tüm mal varlığını da açıklamada sakınca görmemişti. Aytaç ise tam bir kara kutu gibi porte çiziyor. Gizlilik hem kendisinde hem de başı olduğu Adalar Belediyesinde esas olmuş vaziyette. Gizlilik, gizlilik, kesin gizlilik. Neden bu gizlilik. Belediyeler hani şeffaf olacaktı. Sayın Kılıçdaroğlu hep böyle söylüyordu. Adalar Belediyesinde ki böylesine olan gizlilik için  herkes şüphe ile karışık merak içinde beklemekte. Neyi gizliyorsunuz?

Adalar’da hizmet deseniz arayın ki bulasınız. Temizlik deseniz eskiye göre yenilenen belediye malı çöp arabaları dışında hizmet kalitesinin artacağı düşünülüyordu ama oda fiyasko oldu. Tüm Adalar’da çarşı içlerini çöpleri düzenli alınırken adaların tepelerindeki alınmayan çöpleri karıştıran kedi, köpeklerle dolu ortalıkta süpürgeciler bile yok. Çöp kamyonlarına mazotlarının az olduğu bahanesi ile tepelere çıkarken depolarının dibindeki mazotun yokuşun eğiminden dolayı deponun arkasına gittiğini dolayısıyla motora mazot gitmediğini ve çöp arabalarının motorları hava yapıp arabaların çalışmaz hale geldiğini beyan ediyor ve tepe mahallelerin o yüzden çöplerinin alınamadığını iddia ediyorlar. Bayramın arife günü katılımcı olmadığı için mazot ihalesinin iptal edildiği dolayısıyla bayramdan sonra mazot ta sıkıntı olacağı, kamyonların mazotsuzluktan Adaların tepe mahallelerini bırakın çarşı içlerinin bile zor temizleneceği söylenmektedir.

Birde Adalar’daki Kiralık bisikletçilerin büyük rant aldıkları ama belediyenin bu ranttan pay alamadığı gerekçesi ile bisikletçi krizi çıkmış, Aytaç bisikletçileri yola getireceğim diyerek çevik kuvveti Adalar’a getirtmişti. Aslında olay basit bir bisikletlerin renginin tek tip olması ve plakalı çalıştırılması gibi gözükse de olayın arkasında yine RANT çıkması belediyenin sadece RANT olan olaylarda mı ortaya çıkacak diye düşünülmesine neden oluyor…

Bisikletlerin renginden ziyade adaya gelip bisiklete binen günü birlikçilerin kaza geçirmemeleri, Allah Korusun belki de ölümlerine neden olabilecek kazaların önlenmesi için nasıl bir çalışma yaparız diye düşünmemeleri, almadıkları önlemlerden belli oluyor. Varsa yoksa RANT başka bir şey için Adalara çevik kuvvet çağrılmıyor. Desek ki motosikletlerde giyilmesi zorunlu olan kasklar gibi bisiklet sporunu yapanların taktığı kaskı belediyenin zorunlu kılmasına rağmen bisikletleri kiraya verirken vermedikleri, takılmasını bisiklet kiralayanlara zorunlu tutmadıkları veya şu güvenlik önlemlerini ihlal ediyorlar da o önlemleri almadıkları için bisikletçileri durdurdum ve çevik kuvvet çağırdım dese bir derece ama yok. Neymiş bisikletlerin hepsi sarı renkte olacakmış. Bisikletlerin rengini bırak ta her yıl bisiklet kazaları gibi kazalardan dolayı Adalar’da ölen oluyor bir daha kaza olmaması için ne önlem alıyorsun onu söyle, en azından bisikletlerle beraber kask verilmesini zorunlu kıl ve bisikletlerin üstünde kasksız olan kişileri görünce plaka numarasına da kasksız dolaşana da ceza kes oda yok. Yeni yönetmelik yaptırıp bisiklet sayısını azaltmayı hedefliyorsun ancak icraat yok, neymiş efendim halk arkamda durmadı. Bu gün beyaz yarın kara diyenlerin arkasında halk durmaz gerekli cevabı da sandıkta verir. Yönetmeliği rica edip yaptırıp daha sonra  sana yardım için bu yönetmeliği hazırlayanları bisikletçilere ve esnafa hedef yaparsan birileride seni halka hedef yapar.

Adaların her yıl bu kazalarla gündeme gelmesi tüm adalılarda rahatsızlık yaratırken Adalar’da yaşayanların ve günü birlik adalara gelen turistlerin bisiklet ,fayton ve plajlarda cankurtaran yokluğundan ve belediyenizce kontrol edilmediğinden dolayı can kayıpları olması sizleri nasıl rahatsız etmez anlamakta zorluk çekiyoruz. Oysa bu can kayıpları artık kaza değildir. Kaza geliyorum diyor ve ikazını bizde burada tekrar tekrar yapıyoruz. Sorumluluk sizde. Belediyenin olmazsa olmaz görevi ilçesindeki yolların tehlikeli bölgelerine gerekli önlemleri aldırmak, ruhsatlı plajlarında büyüklüklerine göre en az bir veya daha fazla cankurtaran bulundurulmasını sağlamak ,cankurtaran gözcü kuleleri yapmak, yaptırmak, yaptırılmasını sağlamak, ruhsatsız plajları kapattırmak, halk plajlarına hizmet alım ihalelerine dahil ettirip cankurtaran koymak, cankurtaran gözcü kuleleri dikmek, geniş plajlara cankurtaran botu koymak, koydurmak, cankurtaran olmasını sağlamak dört tarafı denizle çevrili Adalar Belediyesinin asli görevlerindendir. Bunları yapmadığı, yaptırmadığı, kontrol etmediği, kontrol edipte eksikliğine rağmen çalışmasına müsaade ettiği plajlardan dolayı olan tüm kazalardan ve can kayıplı kazalardan Adalar Belediyesi sorumludur. Halkın yoğun olduğu rıhtımların korkuluklarının yapılmaması yüzünden bir özürlü vatandaşımızın denize düşüp boğulmasının vicdanı rahatsızlığını bizler hissedip belediye yetkilileri hissetmiyorsa ortada ciddi bir yanlışlık var demektir. Tüm bunlar belediyenin alması gereken önlemleri almadığı için oluyorsa bu kazalar bizim gözümüzde de yargının gözünde de kaza olmayacaktır.

Adalar Belediye Başkanının yapması gereken; hayırlı bir projede kullanılacak deyip (ne zaman olacağını bizlerde merakla bekliyoruz.) kasanın üzerine oturup para toplayıp sonra parayı çar çur etmek ve ne olduğu belli olmayan projede harcamak değil, ilçesindeki yaşayanlarla ,misafirlerin can ve mal güvenliğinin sağlanması olmalıdır diye düşünüyoruz. Kendi imkanları ve bilgi birikimleri yetmiyorsa İ.B.B’den yardım destek istemelidir. Nede olsa CHP’li kimse kalmamış gibi AKP Belediye Meclis adayı olan İsmail ŞENER’i Belediye Başkan Yardımcısı yapmıştır. Yarı AKP li yarı CHP’li bir belediye görüntüsü içerisinde bu kadarcık desteği alması zor olmaz. Yeter ki kafalarını bu kazaları nasıl olur da önleriz diye yorsunlar.

Bildiğiniz gibi Belediye Adalar’daki bütün bisikletçilerin ellerindeki bisikletlerin tek tip sarı renginde olmasını şart koşup bu tek tip rengi bisikletçilere Adalar zabıtası ile uygulattıramadığında, Adalara Çevik kuvvet polisini çağırıp devlet gücünü bisikletçilere gösterirken bu bahane ile benim arkamda koskoca T.C var diyerek bisikletçilerin gıyabında tüm esnafa ve herkesime GÖZDAĞI VERMİŞ ardından tüm kiralık bisikletleri mühürleterek baskı altına almış bazı esnafla sözlü tartışmalar yaşamış ve “tamam sarıya boyamak masraflı ise sarı renkli sticker (yapışkan bantla) ile bisikletlerin renklerini sarıymış gibi yapın ona da razıyım” deyip dediğinden çark eden Atilla Aytaç, Adalar’daki tüm kiralık bisikletleri stickerların eğik yüzeylere düzgün yapıştırılmasının imkansızlığı ile stickerın bisikletlerin asıl rengini kapatamadığından dolayı sarı kırmızı, sarı mavi, sarı yeşil sarı pembe gibi karışık renkli göze hoş gelmeyen ama Aytaç’ın dediğini kısmi de olsa yaptırma egosunun tatmin edildiği yap bozdan imal edilmiş gibi garip bisiklet modelleri ortaya çıkartırken selenin altına şart koşup koydurduğu çirkin selenin altında sallanıp ses çıkartan 1,5 kiloluk üçgen plaka ile dünyadaki en çirkin bisiklet modelini Adalar’a armağan etmesini mi, alınmayan çöplerin takılmayan etiketlerin mi çözüm bulduğunu Vallahi göremedik.

Kısaca hizmet var mı?

Yok

Peki Belediyenin kasası bu kadar dolu da yatırım var mı ?

Onuda görmüyoruz Yok

Ödenmediği için sürekli belediyeye faiz yükü binen belediyenin eski borçları, müteahhit borçları, vs. borçlarının ödemesi mi yapılıyor mu?

Yok

En azından olası bir can kaybının yaşanmaması için defalarca uyardığımız Ada sahillerimizde motor iskelelerinin yanaştığı rıhtımdaki korkuluklar yapılamaz mıydı?

Oda Yok 

Uyarılarımızın ardından bir özürlü gencimiz Kınalıada’da rıhtımdan düşmüş çırpına çırpına boğularak can vermiş ve gazetemiz bunu haber olarak da vermişti. Belediyenin ise bu vahim olaydan sonra bile Kınalıada’da rıhtımda bir eksikliğimiz var mı veya emniyet tedbirlerimizde bir gedik yada bir daha olmaması için nasıl bir önlem alırız yönünde bir incelemesi oldu mu?

Yok 

Büyükada’daki ve Burgazadası’ndaki motorların yanaştığı rıhtımların da çoğu yerinde korkuluklar yoktur ve yine özürlü bir vatandaşımız yada küçük bir çocuk veya yüzme bilmeyen bisiklet kullanıcısı dahi her an buradan direk denize düşebilir ve feci bir kaybımız daha olabilir ama belediyedeki yetkililerden hiçbir girişim oldu mu?

Yok

Belediyeler ilçelerindeki vatandaşların can ve mal emniyetinden, olası kazaların önlenmesi için alınacak emniyet tedbirlerinden doğrudan sorumludur. Belediyelerin varoluş nedenleri öncelikle ilçesinde yaşayan ve misafir gelen turistlerin can ve mal emniyetini sağlamak ve kar gözetmeden hizmetlerini aksatmamasıdır.

Belediyenin almadığı bir güvenlik önlemi veya yapmadığı bir hizmet (korkuluk gibi) bir ihmalleri varsa Belediye yetkilileri kanunlar karşısında hesap verip sorumluların yargılanıp hapis cezası alabilecekleri gibi MAĞDUR AİLENİN ağır tazminat davalarına maruz kalabileceklerdir.

Sadece Belediye kasasının üzerine tünemek ile başarılı Belediye Başkanı olunmayacağını, belediyenin ne maksat ile para biriktirdiğinin anlaşılamadığını, ( Başka amaçlar için mi biriktiriliyor?) masraf olmasın diye olmazsa olmaz hizmetlerin dahi yapmaktan imtina edildiği Adalar’da yerli, yabancı vatandaşlarımızın çevre güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle ihmallerden kaynaklı (bisiklet ,fayton kazaları, boğulmalar v.b) ölümlerine adeta seyirci kalındığı mütemadiyen can kaybı olan ve kaza diye kapatılan olayların çokluğundan bellidir. Artık Adalarımızda kaza adı altında can kaybı olmasın dedikçe ayrı bir kaza olmasından belediyenin hiç mi sorumluluğu, ihmali olamaz. Avrupa’da Adalar’da olan benzer kazaların biri olsa Belediye Başkanları dahil sorumlu birim müdürlerin görevi ihmallerinin olup olmadığı araştırılması yapılmadan (belediyenin sorumluluğundaki çevre güvenlik önlemleri bakımından) olaya kaza denmediği, yoksa taksirle ölüme sebebiyet iddiası ile yargının karşısında hesap verdiklerini, ardından tazminat davaları açıldığını yine basından takip ediyoruz.

Adalı vatandaşlarımızın Belediyenin kasasında toplanan 10 milyonu aştığı iddia edilen paralar ile Belediye Başkanı Aytaç’ın ne yapacağı yönünde enteresan düşünceler ve yorumları gazetemize kadar gelse de prensiplerimiz gereği belge ile ispatlanmadığı için şimdilik kaydıyla söylenenleri dikkate almadığımızı belirtiriz.

İşte Adalar Belediyesi bu söylemler , ikilemler ve iddialar ile çalkalanıp başkan yardımcıları büyük MUHBİR AVI başlatılırken alışılagelmiş MOBBİNG uygulamalarının eski dönemde kalmadığını, Farsakoğlu’nun boş kasasını ve yöntemlerini devralan yeni Aytaç yönetiminin de haleflerinin yolundan gittiklerini üzülerek görmekteyiz.

Kreş inşaatı çöktü için yazdıklarımızdan sonra bir gelişmede o cephede yaşandı. M.T nin kreş inşaatının gidişatının doğru olmadığının raporunu tutmak için İmar Ve Şehircilik Müdürü Z.G ile inşaat mahalline gittiğini ve daha sonra M.T raporunun üst yazı ile Z.G verdiğini bu haberi alan Başkan Atilla Aytaç’ın Z.G’yu arayıp raporun işleme girmesini engellemeye çalıştığı ve bunun üzerine 10/07/2015 tarihi olan Kreş Binasını na komşu binanın yıkılma tarihinde de Z.G’nun binanın yıkılması ile birlikte aynı gün istifa dilekçesini verdiği ve istifasının işleme konularak görevden el çektirildiği iddia edilmekteydi ancak olayın öyle olmadığı Atilla Aytaç’ın İmar Müdürü Z.G’yi direk görevden aldığı MT ve HY’yi ise Kreş bölgesi olan Maden mıntıka şefliğinden Heybeliada’ya mıntıka şefliğine gönderdiği daha doğrusu sürdüğü  kısacası Mobbing içinde Mobbing yapmıştır…

Daha öncede Mali Hizmetler Müdürünün istifasını verdiği ama dünürü İsmail ŞENER ve Başkan Atilla Aytaç’ın “Aman senden başka güvenecek adamımız yok ne yapıyorsun, belediyede ki tüm bilgiler basında, şunun şurasında kaç güvenilir kişi var birde sen ayrılma. ” diyerek istifasını kabul edilmediği yanına yardımcı elemanlar verilip gönlünün alınması ile istifasından vazgeçirildiği de iddialar arasında. 

Yukarıda iddialar doğru ise; görevini yapan memura karşı eski meclis üyesi ve partili bir iş adamını korumak uğruna her yönden yapılan baskının adı hukuk literatüründe MOBBİNG diye adlandırılmaktadır ve cezası da ağırdır. Adalar belki de Mobbing cezasını ilk alacak Belediye Başkanı olacak eski başkan Farsakoğlu’nun hala Mobbing davası sürerken umarız yeni başkan Atilla Aytaç’da bu yaptıklarıyla yargının karşısına Farsakoğlu’ndan sonra çıkmaz.

Yapmaları gereken Kamu Kuruluşu olarak en başta kendilerinin kanunlara sıkı sıkıya bağlı kalmaları ve 5393 sayılı kanun ve bağlı oldukları ilgili diğer kanunlar neyi emrediyorsa onu yapmalarıdır. Halkı bilgilendirmek zorunda olup bilgilendirmezlerse gazeteniz bu görevi üşenmeden sürdürecektir. Usulsüzlük, yolsuzluk, rant oyunları var ve ört bas ediliyorsa gazeteniz yine açığa çıkması için devrede olacaktır.

Şükrü ABANOZ

Adalar Belediyesi Eski Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’nun yargılanmasına sebep olan Mobbing olayı ulusal basında haber konusu olmuştu tekrar  yayınlıyoruz.

Eki:

15 Ocak 2012, Pazar

Kadın memurun mobbing zaferi


İstanbul’un Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu hakkında soruşturma izni verilmesiyle Türkiye’de ilk kez bir başkana bu nedenle yargı yolu göründü

ZAFER ŞAHİN (ANKARA)

Çalışanların korkulu rüyası haline gelen mobbing artık yapanın yanına kar kalmıyor. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, belediyede çalışan memur ve işçilere mobbing uyguladığı gerekçesiyle İstanbul’un Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu hakkında soruşturma izni verdi. Böylece Türkiye’de ilk kez bir belediye başkanının mobbing nedeniyle yargı önünde hesap vermesinin yolu açılmış oldu.
İçişleri Bakanlığı müfettişleri, Adalar Belediyesi’nde çalışan bir kadın memurun şikayeti üzerine gerçekleştirdikleri ön incelemeye ilişkin raporu tamamladı. Bakan Şahin’e sunulan raporda, başkanın çalışanlar arasında ayrımcılık yaptığı, psikolojik baskı uyguladığı, eski personel hakkında ‘beceriksiz ve işe yaramaz’ gibi sıfatlar kullandığı ve onları emekli olmaya zorladığı belirtildi. Farsakoğlu’nun mobbingle ilgili Başbakanlık genelgesine riayet etmediği ve Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliğini de ihlal ettiği yönünde görüş bildiren müfettişler bakanlıktan soruşturma izni istedi.
Bakan Şahin, müfettiş raporuyla tespit edilen mobbing uygulamaları nedeniyle Başkan Farsakoğlu hakkında soruşturma izni verdi.

İTİRAZ HAKKI

CHP’li başkanın kararın kendisine tebliğ edilmesinden sonra 10 gün içinde Danıştay’a başvurarak itiraz etme hakkı bulunuyor. Danıştay’ın itirazı kabul etmemesi durumunda, Farsakoğlu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak.
Türk hukuk tarihine geçmeye aday mobbing davası, Adalar Belediyesi Fen İşleri biriminde memur olarak çalışan A.A’nın şikayeti üzerine başladı. 26 Ekim 2011 tarihinde Adalar Belediyesi’ne gelerek A.A. ve şahit olarak gösterdiği belediye çalışanlarını dinleyen İçişleri Bakanlığı müfettişleri, başkan hakkında şok bir rapor hazırladı. 21 Kasım 2011 tarihinde Bakan Şahin’e sunulan raporun karar bölümünde şu ifadelere yer verildi:

MAĞDURİYET KONUSU

“Müşteki, eski belediye görevlileri ve halen belediyede çalışan görevlilerinin ifadelerinde, çalışanlar arasında ayrımcılık yapıldığını, kısa süreli yer değişikliklerine gidildiğini, çalışanlara kadro unvanlarıyla uyumlu olmayan görevlendirmeler yapıldığını, sürekli takip altında tutulduklarını, psikolojik baskı uygulandığını, kendilerine usulüne uygun olmayan işler yaptırılmak istendiğini, bunları yapmayınca görevden alındıklarını, uzman olmadıkları konularda görevlendirilerek imza atmaya zorlandıklarını, belediye başkanının eski çalışanların işe yaramaz ve beceriksiz olduklarına dair gazetelere demeç verdiğini, emekli olmaya zorlandıklarını belirttiklerini, böylece Adalar Belediye başkanlığınca, Başbakanlıkça yürürlüğe konulmuş olan kamu görevlileri etik davranış ilkeleri ile başvuru usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğin 10 ve 11. maddeleri hükümlerinin yani üst’ün astlarıyla ilişkileri yönünden ihlal edildiği, ayrıca Başbakanlığın 19 mart 2011 tarihli 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011-2 sayılı genelgesine riayet edilmediği, dolayısıyla müştekin mağduriyetinin söz konusu olduğu anlaşıldığından, olayda sorumluluğu bulunan Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu hakkında soruşturma izni verilmesi uygundur.”

“İkna odası” ve Kınalıada’ya sürgün 

Bakanlık müfettişleri Adalar Belediyesi’nde gerçekleştirdikleri ön incelemede çarpıcı bilgilere ulaşmıştı. Farsakoğlu’nun eski başkan Coşkun Özden döneminde işe alınan işçilere ‘ikna odası’ kurduğu, bağlı oldukları sendikayı değiştirmeleri yönünde baskı yaptığı iddia edilmişti. Bakanlık müfettişi iddialarla ilgili, 6 şikayetçiyle birlikte toplam Başkan Farsakoğlu dahil 11 kişinin ifadelerine başvurmuştu. Mobbingle Mücadele Derneği yetkililerinden alınan bilgiye göre, bakanlığa şikayette bulunarak soruşturma açılmasını sağlayan memur A.A, müfettişlerin adaya gelmesinden sonra, 27 yıldır görev yaptığı birimden alınarak, Kınalıada’ya sürgüne gönderildi. A.A. tuvaleti olmayan 3 metrekarelik bir odada 4 erkek personelle birlikte çalışmak zorunda bırakıldı. Sürgün öncesinde belediyeye kendisini ziyarete gelen kızı güvenlik görevlileri tarafından zorla bina dışına çıkarıldığı bildirildi.

“Ağır tazminat davası açılabilir”

Mobingle Mücadele Derneği, Başkan Farsakoğlu hakkında verilen soruşturma iznini “Türkiye’de mobbing konusunda atılmış tarihi bir adım’ olarak değerlendirdi. Dernek yetkilileri, başkanın mahkemeye çıkarılması durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesine göre 3 ila 15 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanacağı yorumunda bulundu. A.A. dışında başka çalışanların da Farsakoğlu’nu bakanlığa şikayet etmeye hazırlandığını açıklayan yetkililer, başkanın ağır tazminat davaları ile karşı karşıya kalabileceğine işaret etti. 

1 Yorum

  1. Kınalıada da rahmetli olan Özürlü gencin ailesinden adalılar olarak özür dileriz. Belediyenin önlem almamasından ve halada kaza yerinde önlem almamaya devam ettiklerinden dolayı kaybettikleri çocuklarının derin acısını yüreklerimizde taşıyoruz. İnsan hayatının mevzubahis olduğu konularda bile hassasiyet göstermeyen önem vermeyen kazalara davetiye çıkaran CHP’li belediyeyi tekrar bizler başa getirdiğimiz için asıl biz suçluyuz. Çok üzgünüz. Belediyemi hizmet yok para çok bakalım sonunu her adalı merak içinde bekliyor . Ne edecekler de parayı nerde şeeetcekler diye

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz